PATRON ADALETİNDE İŞÇİLERE YER YOK!

Yusuf henüz 22 yaşında. 9 aydır çalıştığı Beymen’den işten atıldı. Annesi ise bir gıda fabrikasında çalışıyor. İşten atılma tehlikesi nedeniyle adının da fabrikanın isminin de yazılmasını istemiyorlar. Başkanlık sisteminin oylandığı referandum dışında hep AKP’ye oy vermişler. Geçen sürede gördükleri zenginin sözünün daha fazla geçer olması, alınan ücretle geçinememe, Anayasal hakkını kullanıp sendikalaştığı için mobbinge maruz kalma… “Paran varsa adalet var. Biz domates, salatalık almak içir borç alır hale geldik” diyorlar ve patronların bu cesareti hükümetten aldığını anlatıyorlar. Adaletsizliğe tepkileri nedeniyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünü desteklediler.

Yusuf ve annesiyle adaletin kendileri için ne anlama geldiğini konuştuk. Kendi yaşamlarından örnek vererek anlattılar. İlk sözü Yusuf aldı: “Emekçilerin patronlara kazandırdığı paranın onda biri bile kendisine geri verilmiyor. Bunun neresi adil. Annem DİSK’e üye olduğu için ücretine zam yapılmadı. Adil olmayan şey 99 kişiye zam yapılıp yalnızca anneme zam yapılmaması. Bu büyük bir ayrımcılık. Bir de annem senelerini vermiş. Adil olduğunu düşünmüyorum.” Annesi ise “Adalet zenginler için var. Zenginler her geçen gün daha zengin olurken fakirler yerinde sayıyor. Adalet diye bir şey kalmadı. Zenginlerin adaleti var, fakirlere adalet yok ki” diye konuştu.

EKONOMİMİZ HER GEÇEN GÜN KÖTÜYE GİDİYOR

Yusuf ülkenin gidişatından kaygı duyduklarını dile getirdi: “Her şey daha da kötüye gidiyor. Ülkenin ekonomik durumu hep dibe doğru gidiyor. Dolayısıyla bizim de ekonomimiz de her geçen gün kötüye gidiyor.” Yusuf’un annesi de işçinin ekonomisine dikkat çekti: “Eskiden asgari ücret alıyorduk ama geçiniyorduk. Ama şimdi geçinemiyoruz. 1400 lira ile nasıl geçinelim? Bunu hiç göz önüne alan yok. Ben çocuğuma 1 kilo et bile alamıyorum. Neden? İmkansızlıktan, maddi sıkıntılardan. Adama gidip derdini anlatıyorsun beni kapıdan içeri bile almıyor. Bu adalet mi? Adalet diye bir şey yok. Yine eskiden 15-20 yıl çalışıp emekli olabiliyordun. Şimdi ölünce emekli oluyorsun. Öldükten sonra ne yapayım ben o parayı. Fakiri düşünen yok. Herkes zengini düşünüyor. Elinden gelse fakiri bir kaşık da boğarlar.” Daha çok para ve güç hırsının bu adaletsizliği doğurduğunu düşünen Yusuf şöyle devam etti: “Şuan adalet mercileri taraf tutmuyor dersek yalan olur. Daha çok güçlünün, zenginin dedikleri oluyor. Kim daha güçlü ise adalet ondan yana karar veriyor. Haklılık değil de para adalet oluyor. Bence taraf tutmayan insanların başa geçmesi gerekiyor. Adaletin tarafsız olması gerekiyor.”

DOMATES VE SALATALIK ALMAK İÇİN ARKADAŞIMDAN BORÇ İSTEDİM

İşçierin ay başını zor getirdiğini belirten Yusuf’un annesi “Bu ay maaşımı alamadım daha. Böyle durumlarda arkadaşlarla bir birimizden borç istiyoruz. Mesela geçenlerde domates, salata yoktu evde. Arkadaşımı aradım borç istedim almak için. Onda da yoktu, alamadık. Sen et yiyorsun, peynir yiyorsun ben yiyemiyorum. Senin karnın tok sırtın pek. Madem her şeye zam yapıyorsun işçiye de yap. Bu adam nasıl geçiniyor, nasıl yaşıyor diye düşünen yok” diye konuştu. Yaklaşık 2 yıldır farklı işlerde çalışan Yusuf da, 9 aydır Beymen tekstil fabrikasında çalışıyordu. Yüzde 46 engelli raporu olan Yusuf, AKP Gençlik Kollarında 2 yıl çalışmış. Seçimlerde çalışmalara katılarak AKP için oy istemiş. Esenyurt Belediyesi’nde de 2 yıl stajyer olarak çalışan Yusuf, staj bittikten sonra engelli kadrosuna alacağına dair verilen sözlerin tutulmadığını belirtti. En son belediyeye gittiğinde ise baştan savmışlar. Beymen’de aldığı 1400 lira ile ev ekonomisine katkı sunmaya çalışan Yusuf, “Şuan işsizim. İş bulamıyorum. Belediyenin engelli kadrosuna girmek istiyorum. Çünkü bu benim hakkım. Ben bugüne kadar gidip ne kömür istedim, ne makarna istedim. Hakkım olanı bana versinler istiyorum” dedi. Annesi ve babasının aldığı ücretin evi geçindirmeye yetmediğini belirten Yusuf, şunları söyledi: “Ablam evli. Bir kız kardeşim daha var. Annem 1400 babam da 1500 lira ücret alıyor. Eve giren para yetmiyor. Evin ihtiyaçları hiç bitmiyor çünkü. Bizim gibi insanlar ay sonunu zor getiriyor. Elektrik, su ve evin ihtiyaçlarını ödedikten sonra cebimizde 200-300 lira zor kalıyor. Bu parayla ne yapsın insan. Ev aldık ama borçla. 120 bin lira bankaya borcumuz var. Her ay 1500 lira kredi borcu ödüyoruz.” Asgari ücretin en az 2 bin lira olması gerektiğini düşünen Yusuf, 2 bin liranın sorunlarını çözmeyeceğini ancak az da olsa rahatlatabileceğini söyledi.

ADALETLİ İNSANLARIN BİR ARAYA GELMESİ LAZIM

Bir an önce adaletli ve vicdanlı insanların bir araya gelerek adaletli bir yönetimi iktidara getirmesi gerektiğini ifade eden Yusuf, “Şuanda tek kişiyle olacak bir şey değil. Tek başına hak alınmaz. Bu yıl herkese zam verdi anneme zam verilmedi haksızlıklara karşı durup sendikaya üye oldu diye. Tek başına bir şey yapamıyor. Belli bir kitlenin arkamda durması lazım ki yapsın. Mücadele ediyoruz ama tek bir kişinin mücadelesi ile olmaz, birlik olmak lazım” dedi. İşçilerin farklılıkları ortadan kaldırarak birleşmesi gerektiğini vurgulayan Yusuf şöyle devam etti: “Benim iki tane köylüm var. Biri Alevi biri Sünni. İkisi bir olmuş dünyanın parasını kazanıyorlar. Biz işçilerin de bu patronlar gibi çıkarımız için birleşmemiz lazım.”

PATRONA BU GÜCÜ BAŞTAKİLER VERİYOR

İşyerindeki çalışma zorluklarından söz eden Yusuf’un annesi, “Bizim işyerinde bize bağırıp çağırıyorlar. Bize resmen hakaret ediyorlar. Siz cahilsiniz diyorlar. Zor işlere veriyorlar. Koca kasaları kaldırtıyorlar. Hakkımı da alamıyorum. Ama ben bunun hesabını soramıyorum. İşçinin parasını alıyor patrona veriyor ki patron işçi istihdam etsin. Artık her şeyi patrona için her şeyi paraya çevirmeye çalışıyor. Kadınların gece çalıştırılınca 8 saat çalıştırılması gerekiyor. Ancak biz 10 saat çalışıyoruz. Akşam arıyor çık gel diyor. Servis de vermiyor. Ben bir kadınım. Başıma bir şey gelirse kim duyacak. Patronlar benim işim görülsün yeter diyor. 10 saatin hakkını da vermiyorlar. İşine geliyorsa diyor. Ama tabi patrona bu güveni baştakiler veriyor” dedi.

ÇOCUĞUMUN GELECEĞİ İÇİN OY VERDİM

Yusuf’un annesi referandumda oy kullanmamış. Kızgınlığını şu sözlerle dile getirdi: “Kazansın istemedim. Madem ben bu koşullarda çalışıyorum, hakkım yeniliyor. Bu yüzden vermedim. Yalan yok Kasım seçimlerinde oy verdim.” Çocuğunun geleceği için bugüne kadar AKP’ye oy verdiğini söyleyen Yusuf’un annesi şunları söyledi: “Ak Parti verdiği hiçbir sözü tutmadı. Engelliler için bir sürü vaatte bulundu ama hiçbir şey yapmadı. Şimdi oğlum işsiz kaldı. Yüzde 46 engelli. Belediyeye iş istemeye gidiyoruz yüzümüze bile bakmıyorlar. Onlar böyle yaptığı için ben de 2019’da yapılacak seçimlerde oy vermek istemiyorum.”

‘BELLİ BİR KİTLE ARTIK AK PARTİ’YE OY VERMİYOR’

Kasım seçimlerine kadar AKP’ye oy verdiğini söyleyen Yusuf “Önceden Ak Parti’ye oy veriyordum. Ama referandumda hayır oyu kullandım. İlk yıllarından Ak Parti insanların güvenini kazanmak için her şey yaptı. Ak Parti ilk başlarda diğer partilerden daha farklı, daha sempatikti. Çok fazla vaatleri vardı ve yerine getireceğine inandırdı herkesi. Ancak gel gör ki bir çoğunu yapmadı. Eski sistemi farklılaştırdı yalnızca. Algı ile oynadı. Bizim gibi çok insanlar Ak Parti’den soğumaya başladı. Belli bir kitle artık AK Parti’ye oy vermiyor zaten. Erdoğan ilk dönemlerinde yüzünü çıkarıp bu yüzükten fazla varlığım olursa bilin ki ben çalıyorum demişti. Ak Parti’nin şu anda yalnızca çıkar politikası uyguladığını düşünüyorum. Sadece oy için çalışıyor” diye konuştu. Referandumda büyük usulsüzlükler yaşandığını ifade eden Yusuf, CHP’nin adalet yürüyüşünü desteklediğini söyledi. CHP’nin şu anda doğru yolda yürüdüğünü düşünen Yusuf “Bu yürüyüşün bize bir faydası olacağını düşünüyorum” dedi.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here