SÖZLEŞMELERİN TÜRK LİRASI CİNSİNDEN YAPILMASI ZORUNLULUĞU

Resmi Gazete’de 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapan 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında düzenledikleri bir kısım sözleşmelerde, sözleşme bedelinin Türk Lirası olarak belirlenmesi zorunlu kılınmıştır. Karara göre;

1- Türkiye’de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacaktır.

2- Karara göre, 13.09.2018 tarihinden itibaren 30 gün içinde en son 12 Ekim tarihine kadar, yukarıdaki nitelikteki olan ve daha önce yapılmış olan yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedellerin TL’ye çevrilmesi gerekmektedir.

Yasak Kapsamındaki Kişiler

Döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşme yasağı sadece Türkiye’de yerleşik kişiler arasında yapılan sözleşmeler için geçerlidir. Buna göre sözleşme taraflarından birisi yurtdışında yerleşik ise döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşme düzenlenebilecek ve mevcut döviz cinsinden sözleşme bedelleri de TL’ye çevrilmeyecektir.

32 sayılı Kararda yer alan Türkiye’de yerleşik kişi tanımı uyarınca yurtdışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşları dâhil olmak üzere Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek ve tüzel kişilerin kendi aralarında düzenledikleri Kararda belirtilen sözleşmelerde, sözleşme bedeli ve ilgili ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenemeyecektir.

• Örneğin Alış Veriş Merkezi (AVM) veya Residence işleticisi kişi, kurum Türkiye’de yerleşik kişi değil ise söz konusu AVM’de yer alan mağazaların, Residence’da bulunan konutların kiralanmasında sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.

• Sözkonusu döviz cinsinden sözleşme yasağının çok ilginç sonuçları da olabilecektir. Mesela yurtdışında çalışan gurbetçi, Türk vatandaşı bir kişinin evini yine bir gurbetçi bir Türk vatandaşına kiralaması durumunda yapılacak kira sözleşmesinin TL cinsinden düzenlenmesi zorunluluğunun bulunup bulunmadığı net değildir.

• Yabancıların Türkiye’de ikamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun’a göre Türkiye’de çalışacak yabancıların çalışmaya başlamadan önce, Türkiye’de oturum izni, ikamet tezkeresi almaları gerekmektedir. Yabancı çalışanların oturum izni, ikamet tezkeresi sahibi olarak çalışma iznine bağlı şekilde Türkiye’de çalışmaları; Yabancı personelin 32 sayılı Karara göre Türkiye’de yerleşik kişi kabul edilmesini gerektirmektedir.

Buna göre İşverenler ile Türkiye’de çalışma izni alarak çalışan yabancı personel arasında imzalanacak iş veya hizmet sözleşme bedelleri ve bu sözleşmelerle ilgili ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacaktır. Bu nedenle mevcut sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedellerin de TL’ye çevrilmesi gerekmektedir.

Yasak Kapsamındaki Sözleşmeler:

Yasak kapsamındaki sözleşmeler sözkonusu kararda tek tek sayılmıştır. Kararda belirtilmeyen tipte sözleşmelerin döviz cinsinde veya dövize endeksli şekilde düzenlenmesi kambiyo mevzuatına uygun olacaktır. Bu nedenle döviz cinsinden sözleşme yasağına uymak için Kararda belirtilen sözleşmelerin kapsamının iyi bilinmesi gerekmektedir. Aşağıda yasak kapsamındaki sözleşmeler hakkında bilgi verilecektir.

– Menkul alım, satımı ve kiralama sözleşmeleri

Türk Dil Kurumu ve Türk Medeni Kanunu’na göre menkul tanımı içine giren bir yerden bir yere taşınabilen mal, eşya, maddi şeyler ve hayvan alım – satım ve kiralanması için yapılan sözleşmelerde, sözleşme bedeli ve ilgili diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenemeyecektir.

Ticari hayatta sık rastlanan ticari malların, ürünlerin, hammaddelerin alım satımı sırasında düzenlenen sözleşmelerdeki bedeller bundan böyle döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenemeyecektir.

– Gayrimenkul alım, satım ve kiralama sözleşmeleri

Karara göre bundan sonra arazilerin, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli hakların, kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerin alım satımı ve kiralamasına ilişkin yapılacak sözleşmelerde, sözleşme bedeli ve ilgili diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacaktır.

– Finansal kiralama sözleşmeleri

Yapılan değişiklikle finansal kiralama ile yapılan menkul ve gayrimenkul kiralama işlemleri ile leasing sözleşmeleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak düzenlenemeyecektir.

17.09.2018 tarihli basın duyurusunda Hazine ve Maliye Bakanlığı, istisna tutulacak hallerin kapsamı belirlenirken, döviz cinsinden girdi maliyetler veya yükümlülükleri değerlendirmeye alacağını ifade etmiştir. Basın duyurusunda 32 sayılı Karar’a göre herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmaksızın döviz kredisi kullanabilen ve dolayısıyla döviz cinsinden yükümlülük altına giren Türkiye’de yerleşik kişilerin yaptığı sözleşmelerin yasak kapsamında değerlendirilmeyeceği ifade edilmiştir.

Finansal kiralama ve leasing şirketlerinin yoğunlukla döviz cinsinden girdi maliyetleri veya yükümlülükleri olduğu; ayrıca 32 sayılı Karara göre döviz kredisi kullanabildiği göz önüne alındığında finansal kiralama ve leasing sözleşmelerinin genel olarak yasak kapsamında olmayacağı ifade edilebilir. Ancak finansal kiralama ve leasing şirketleri ile imzalanmayan finansal kiralama sözleşmelerinin yasak kapsamında olacağı tabiidir.

İş Sözleşmeleri

İş Kanununda iş sözleşmesi; bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme olarak tanımlanmıştır. İş sözleşmelerinin türleri olan; Alt İşveren Sözleşmesi, Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi, Belirli Süreli İş Sözleşmesi, Deneme Süreli İş Sözleşmesi, Tam Süreli İş Sözleşmesi, Kısmi Süreli İş Sözleşmesi, Takım Sözleşmesi, Çağrı Üzerine Çalışma İş Sözleşmesi ve Geçici ( Ödünç ) İş İlişkisi Sözleşmesi de yasak kapsamındadır.

Türkiye’de çalışan yabancı uyruklu şahısların iş sözleşmeleri genellikle döviz cinsinden yapılmaktadır. Bu nedenle eğer yabancı uyruklu şahısların Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunuyorsa döviz cinsinden iş sözleşmelerinin TL’ye çevrilmesi gerekmektedir. Türkiye’de kanuni yerleşim yeri, oturum izni (ikamet tezkeresi) bulunmuyor, geçici olarak Türkiye’de bulunuluyor ise döviz cinsinden iş sözleşmesi düzenlenebilecektir.

Hizmet Sözleşmeleri

Borçlar Kanunu’na göre, hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli – belirsiz süreyle veya kısmi süreli olarak iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

Sporcular ile spor kulüpleri arasında imzalanan sözleşmeler hizmet sözleşmesi kapsamına girmektedir. Yapılan düzenleme bünyesinde yabancı sporcu bulunduran spor kulüplerimizi de ilgilendirmektedir. Zira yabancı futbolcuların, basketbolcuların ve teknik adamların oturum izni, ikamet tezkeresi sahibi olarak çalışma iznine bağlı şekilde Türkiye’de çalışmaları; yabancı sporcuları 32 sayılı Karara göre Türkiye’de yerleşik kişi haline getirmektedir. Ancak bu sözleşmeler UEFA kriterlerine göre düzenlenen ve bu yönüyle de uluslararası hukukun ve tahkim in geçerli olduğu sözleşmelerdir. Bu nedenle bu konuda bakanlıkça bir açıklama ve düzenleme yapılması gerekmektedir. Aksi durumda karışıklık meydana gelecektir.

Eser Sözleşmeleri

Borçlar Kanunu’na göre eser sözleşmesi “yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği” sözleşmedir.

Yasak Kapsamında Olmayan Sözleşmeler

Borçlar Kanununda ismen belirtilmiş sözleşmeler “isimli (tipik) sözleşmeler” olarak ifade edilirken, kanunda düzenlenmemiş sözleşmeler ise isimsiz (atipik)” sözleşmeler olarak ifade edilir. Zira Borçlar Kanununa göre taraflar sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. 32 sayılı Kararda ismen sayılmayan sözleşmeler dışında döviz cinsinden veya dövize endeksli tipik veya atipik sözleşme düzenlenmesi mümkündür.

• Tipik sözleşmelerden trampa sözleşmesi, kefalet sözleşmesi, bağışlama vaadi sözleşmesi, ariyet sözleşmesi, ödünç (karz) sözleşmesi, vekâlet sözleşmesi, bağışlama sözleşmesi, vedia sözleşmesi, ardiye sözleşmesi, yayım (neşir) sözleşmesi, teminat sözleşmesi, ömür boyu gelir sözleşmesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesi döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak düzenlenebilecektir.

• 32 sayılı kararda ismen belirtilmediği için atipik sözleşmelerin çoğu döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak düzenlenebilecektir. Atipik sözleşmelerden olan kapıcı sözleşmesi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, factoring sözleşmesi, franchising sözleşmesi, hakem sözleşmesi, sulh sözleşmesi, garanti sözleşmesi, satış için bırakma (tevdi) sözleşmesi döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak düzenlenebilecektir.

• Hazine ve Maliye Bakanlığı döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşmeler ile ilgili 17.09.2018 tarihli basın duyurusundan;

 Döviz cinsinden girdi maliyetleri veya döviz yükümlülükleri bulunan Türkiye’de yerleşik kişilerin sözleşme bedellerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlemesine izin verileceği,

 32 sayılı Karar’a göre yurt içinden ve yurt dışından döviz kredisi kullanmalarına izin verilen Türkiye’de yerleşik kişilerin düzenledikleri sözleşmelere istisna sağlanacağı,
anlaşılmaktadır.

Basın duyurusuna göre döviz geliri olan Türkiye’de yerleşik kişiler, kamu kurum ve kuruluşları, bankalar, Türkiye’de yerleşik finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve finansman şirketleri ve 32 sayılı Karar’ın 17 ve 17/A maddelerinde belirtilen diğer Türkiye’de yerleşik kişilerin yaptığı sözleşmeler yasak kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Karar ile ilgili Önemli Hususlar

● Kararda döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak sözleşme yapılması yasaklanmakla birlikte altına veya başka bir değerli madene endeksli sözleşme yapılması yasaklanmamıştır. 32 sayılı Karara göre sözleşme bedellerinin ve ile ilgili ödeme yükümlülüklerinin altın cinsinden veya altına endeksli olarak kararlaştırılabileceği düşünülmektedir.

● Mevcut sözleşmelerin 30 gün içerisinde (son gün 12 Ekim) Türk Lirası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi gerektiğinden dolayı Mükelleflerimizin en kısa süre içerisinde mevcut sözleşmelerini gözden geçirmesi ve sözleşme tarafları ile iletişime geçmesi gerekmektedir.

● Söz konusu karar ile birlikte özellikle Kamu Kurumlarına ibraz edilen sözleşmeler hususunda hızlı hareket edilmesi gerekmektedir. Zira kamu kurumlarının 12 Ekimden sonra döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşmeleri kabul etmeyeceği düşünülmektedir.
Özellikle KDV iadesi alan mükelleflerimizin olası gecikmeleri önleme adına vergi dairelerine ibraz edilme ihtimali olan sözleşmeleri en kısa sürede revize etmeleri ve TL’ye çevirmeleri tavsiye olunur.

● Dövizli Sözleşmelerin Türk Lirasına Çevrilmesi sırasında sözleşmede yer alan bedellerde değişiklik yapılacaktır. Değişiklik ile birlikte Damga Vergisi’ne dikkat edilmesi gerekmektedir. Zira Damga Vergisi Kanunu’na göre, sözleşmede yer alan unsurlardan sadece bedele ilişkin değişiklik yapıldığında, artan bedel üzerinden damga vergisi hesaplanması gerekmektedir.

● Katılmamakla birlikte, ticari sözleşmelerini Türk Lirasına çevirmeyerek döviz üzerinden ödemeye devam edenlerin sözleşmeye bağlı giderlerin vergi matrahı tespit edilirken indirim konusu yapılamayacağını iddia edenler olabileceği göz ardı edilmemelidir.

● Söz konusu karar ile birlikte faturaların döviz cinsinden düzenlenip düzenlenemeyeceği hususu da tartışılmaya başlanmıştır. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklama yapılacağı düşünülmektedir.

● Söz konusu kararda, döviz cinsinden yapılmış sözleşmelerin hangi döviz kuru üzerinden TL’ye çevrileceği hususunda bir belirleme yapılmamış, söz konusu bedellerin TL’ye çevrilmesi tarafların anlaşmasına bağlanmıştır. Tarafların anlaşamamış olması halinde ortaya çıkacak ihtilafı yargının çözeceği tabiidir. Bu nedenle mükelleflerimizin dövize endeksli sözleşme tarafları ile iletişimini sağlıklı yürütmesini tavsiye ederiz.
Zira uyarlama davasında mahkemelerin, döviz bedelini hangi kur üzerinden TL’ye çevireceği belirsizdir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında tacirin basiretli olma yükümlülüğüne yer vererek tacirin ekonomik krizleri öngörme yükümlülüğünün bulunduğunu ve uyarlama davası açmayacağını kabul etmiştir. Ancak son yayımlanan karar sonrası mahkemelerin nasıl karar vereceği tahmin edilememektedir. Konuya ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayımlanması beklenen yönetmelikte açıklama yapılması beklenmektedir.

● Döviz cinsinden yapılmış sözleşmelerin hangi döviz kuru üzerinden TL’ye çevrileceği hususunda tarafların anlaşamaması durumunda ihtilaf yargıya taşınacaktır. Yargı aşamasında döviz cinsinden alacak ve borç karşılıkları için geçici vergi dönemlerinde ve dönem sonunda kur değerlemesi yapılıp yapılmayacağı, hangi kur esas alınarak değerleme yapılacağı hususu net değildir.

Ayrıca mahkeme süresince söz konusu sözleşmeler ile ilgili olarak alacaklı tarafın şüpheli alacak karşılığı ayırıp ayıramayacağı hususu da tartışmaya açıktır.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here