BACAĞI KIRILAN İŞÇİYE TAZMİNAT ÇIKTI

Çalıştığı iş yerinde zeminin çökmesi sonucu bacağı ve kalçası kırılan işçinin ayağına iki adet platin takıldı. Yürüyemeyen işçiye daimi iş göremezlik raporu verildi. Mağdur işçinin tazminat talebini değerlendiren hakim, ’empati kurulmalı’ diyerek işvereni tazminata mahkum etti.

İstanbul’da çalıştığı işyerinde, 2008 yılında yemek molasında zeminin çökmesiyle yaralanan S.Ş. (31), mesai arkadaşlarınca hastaneye kaldırıldı. Ayağı ve kalçası kırılan işçiye iki adet platin takıldı. Yürüyemez hale gelen yaralı işçi, tedavisinden sonra mahkemenin yolunu tuttu. İstanbul 1. İş Mahkemesi’ne 40 bin liralık manevi tazminat ile 100 liralık maddi tazminat davası açan mağdur işçi, iş kazasının meydana gelmesinde bütün kusurun davalılara ait olduğunu, kaza sebebiyle bacağının ve kalçasının kırıldığını, vücuduna iki adet platin takıldığını ve yürümediğini söyledi. İş kazasından dolayı büyük acı ve ızdırap çektiğini, yürüyemediğinden herhangi bir işte çalışmadığını, bu durumun kendisini manen yıprattığını belirtti. Davalı işveren avukatı ise kazanın iş kazası olmadığını, işverenin çalışanların yemeğini kendisinin tedarik ettiğini ve yemeklerin güvenli bir yerde yenildiğini, ancak davacının bir vatandaşın minnet duygusuyla işçilere söylediği yemeği yerken kendi davranışı sonucu kazaya maruz kaldığını iddia etti. Bu bakımdan müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bütün işçilere eğitim verildiğini ve verilen eğitimlerde mahalle sakinleri ile ilişki kurulmaması ve onlardan yiyecek ve içecek bir şey alınmamasının belirtildiğini hatırlattı. Davacının müvekkil tarafından bütün tedavi ve özel giderlerinin karşılandığını, müvekkilinin iyi niyetine rağmen davacının fahiş manevi tazminat ve saklı maddî tazminat talebinde bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini savundu.

Davalı işveren kararı temyiz etti

Mahkeme, ülkenin ekonomik şartları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihinde işçinin 31 yaşında oluşunun göz önünde tutulduğu, olayın işvereninin sağlık ve güvenlik önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı gerekçesiyle 20 bin TL manevi tazminatın olay tarihinde işleyecek kanuni faiziyle birlikte tahsiline karar verdi. Davalı işveren kararı temyiz etti.

Yargıtay, 20 bin liralık manevi tazminatın çok olduğunu belirterek kararı bozdu. Bozma kararına uyan mahkeme, olayın işvereninin sağlık ve güvenlik önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı gerekçesiyle 15 bin TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verdi. Temyiz edilen karar Yargıtay’ca yeniden bozuldu.

Üçüncü kez dava dosyasını değerlendiren İstanbul 1. İş Mahkemesi emsal bir karara imza attı. ‘Empati kurulmalı’ mesajı veren mahkeme, 15 bin liralık manevi tazminat kararında direndi. Temyiz edilen kararda bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Manevi tazminat miktarının fazla olu olmadığını tartışan Genel Kurul üyeleri kendisini mağdur işçinin yerine koyan hakimin kararını onadı. Genel Kurul kararında şu ifadelere yer verildi:

“Mahallî mahkemece; işçinin yaşı, olay tarihi, iş kazası neticesinde davacının operasyona maruz kalması, bir müddet evde yattığı ve çalışamadığı gibi durumların göz önüne alındığı, olayın işvereninin sağlık ve güvenlik önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı ve empati de kurulduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. 9 Ağustos 2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sebebiyle davacı sigortalı S.Ş.’nin yaralandığı, olayın meydana gelmesinde davacı sigortalının yüzde 20, davalı işverenin ise yüzde 80 kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve delillere, direnme kararında açıklanan sebeplere, tarafların kusur durumu ve davacıların uğradığı zarar ile olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında yerel mahkemece hükmedilen manevî tazminat miktarı yerindedir. Belirtilen ilkeler ve maddî olgular dikkate alınarak takdir edilen manevî tazminat miktarına ilişkin yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup direnme kararının onanması gerekir. Kararın oy çokluğu ile onanmasına hükmedilmiştir”.

Tam 10 yıl süren davada son gülen ise mağdur işçi oldu. Onama kararının ardından işçi, tazminatı kanuni faiziyle birlikte tahsil etti.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here